Birçok insan etkilendikleri insanların görüşlerini kendininmiş gibi benimsemekten kendi fikirlerini edinemediğini anlayamaz.
0 yorum, Mayıs 23, 2013
Birçok insan etkilendikleri insanların görüşlerini kendininmiş gibi benimsemekten kendi fikirlerini edinemediğini anlayamaz.
0 yorum, Mayıs 23, 2013
6 yorum, Mayıs 23, 2013
Bir perspektifle, başkalarına, onları yanına yakıştırmaya dair atfettiğin mükemmelcilik, kendini önemsiz hissettiğine delalettir.
3 yorum, Mayıs 22, 2013
Kişinin inadı karşısındakinin ona olan inancını bir kere zedelerse, itidali karşıya iktidar taslayış olarak yansır.
3 yorum, Mayıs 22, 2013
Keskin virajı sert dönüşle alamazsın. Hız kesmeli ve yavaşlamalısın. O viraja yaklaştığında hızını düşürmen önemli değil. Balans ve sürati çok önceden ayarlamalısın! Bazen hızını düşüren kaybetmendir. İnsan kaybettiği zaman, gard almaları, rekabet hırsı, o çarpışmadaki yılmazlığını bir kenara bırakıyor; çamur atmadan, kin tutmadan, bulaşmadan her şey gözünde sıradanlaşıyor ve anlaşılır oluyor. Kaybetmekte havfın recaya dönüştüğü bir aydınlanmanın tılsımı var sanki…Bazen tereddüt aceleciliği, netlik kararsızlığı önler. Net olan tereddütlerimiz var, tereddütsüz netliklerimiz.
4 yorum, Mayıs 22, 2013
Dökülmek bir safkan gibi bazen, atladığınız anda denizin don tutması gibi, daldığın suyun buz kesmesiyle çıkamamak hatta, kafasını kazıtan kızın alıp saçlarını sarılması gibi, erkeğin ağlayışına eşlik etmek gibi.
2 yorum, Mayıs 21, 2013
Bir tüyün buzdağına çarpıp yavaşça düşüşünü izliyorum ve ardından buzdağının yıkılışını.
4 yorum, Mayıs 21, 2013
6 yorum, Mayıs 20, 2013
Abartı saygınızın budala hayranlığa dönüşmesi beni iğrendiriyor.
4 yorum, Mayıs 19, 2013
Zaman, olacaklarını bildikleri şeyleri durduramayacak olmasının iç sıkıntısını entrikalı huzura dönüştürmüştü. Zamanla arası iyiydi. Kaynatırlar, kıkırdamaları bitmezdi. Ancak zamansız gelen güzelliklerden yorulmuştu. Göz torbalarında hep dolaşan şehrin kalabalığı, dudaklarında çatlamamış fay hatlarının onaylanmamış otopsi raporları, dağların sırılsıklam düzlüklerinde sıtmalanan sağır kurtları.. Gözlerinde İmparatorluk yemininin Avrupai riayetsizliği, fırtınayı valse kaldırmış kasırganın centilmenliğiyle çekişiyordu. Her şeyi değerlendirmenin yolunu bulmakta bir derbederlik ve pürüzlenmişlik vardı. Bu harmonik kafa karışıklığını, aydınlanmanın yorulmuş, usanç yanına alışlarıyla gönenç sayıyordu. Tek güzel yanı ve onun dışında kendiyle uyumsuzluk içindeys o güzel yanı onun en zayıf, ihtiyaç ve ihtiyat açı yanına denk gelmişse beklentilerini sıfır seviyesine indirgiyor. Benimsemesi adım atmak kadar kolaylaştı. Adımlarının nereye gittiğini bilmemesi ise bizzat benimsediği oldu. Bu verdiği değerden mi yoksa kendindeki yoksunlukla örtüştürdüğü çekici zaaf eşliğinin zevkinden mi kaynaklanıyor? Şimdi kendi kendine şöyle söyleniyor; “Sabit kalmak hareketin başlangıcıdır.“
2 yorum, Mayıs 19, 2013
Dokunulmaz bir gereksizliğin harakirisini henüz yeni öldürüldüğüm kürkçü dükkanından izliyorum! Günde bir kaç defa ölürüm ben. Kızıl bir odada downtempo ayak ritimleriyle. Bu bendeki gökten demir yağsa şemsiye açacak kayıtsızlığı hangi içime geçerek imtinalı bir çıt kırıldımla dirilttim? Takıntılarım, karbonmonoksit dolu odadaki bir çocuğun eline çakmak veriyor. Karanlığıma iniyor. Orada zaman, mekan ve kelimeler, kibritin, küle dönmüş bir kağıdı tutuşturması kadar lüzumsuz. Kemalatı iptilada bulursam kendimi aramadan, yıllarca beklenen telefon geldiğinde santralin kesilmesi gibi kesileceğim bekleyişe.
2 yorum, Mayıs 17, 2013
67 yorum, Mayıs 16, 2013
Bizi, içimizdeki hırsın, geçmişe takılmamızla çakışması kederlendirir.
4 yorum, Mayıs 14, 2013
Olay mahallinden koşarak kaçıp olay mahallini en çok konuşan da bizdik.
2 yorum, Mayıs 13, 2013
Bazen sırlarını bilmek bir insanın, yakınlaşmak, en derin anı ve deneyimlerini görmek onu daha iyi tanıtmaz, sadece daha iyi unutturur.
5 yorum, Mayıs 12, 2013